Sülük Tedavisi, atardamar ve toplardamar tıkanıklıkları başta olmak üzere birçok dolaşım sistemi hastalığında, İktidarsızlık, Cinsel güç arttırıcı etki ( Afrodizyak ), Üreme organı rahatsızlıkları ve Kısırlık ,varis, iltihaplı ve iltihapsız eklem romatizmalarında, epilepsi çeşitlerinde, yumuşak doku romatizmalarında, felç, kısmi felç, sedef ve egzama gibi cilt hastalıklarında, hemoroid’de, göz tansiyonu (glokom) ve buna bağlı görme kayıplarında, migrende ve her türlü baş ağrısı,yüksek tansiyon, troid’e bağlı şişmanlık, astım ve bronşial hastalıklar, yanık vakaları, iyileşmeyen yaralar ve ameliyat izleri, kangren, Meniere Hastalığında ve bazı işitme kayıplarında başarıyla kullanılmaktadır. Ayrıca Ortopedi ve Rekonstrüktif Cerrahi kapsamında, gangren gelişmekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygın biçimde kullanılmaktadır. Son olarak sülüğün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle Koruyucu (Preventif) Tıpta da kullanımından bahsetmek gerekir ki; yılda bir defa yapılan Sülük Tedavisi, o yıl içinde enfeksiyonlar başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu etki göstermektedir.
*AKCİĞER TEDAVİSİNDE
*BAŞ AĞRILARINDA
*MİGREN
*BOYUN ENSE VE OMUZ AĞRILARINDA
*BURKULMALARDA 'Her türlü"
*ÇIBANLARDA "Her türlü"
*TROMBOZ
*FİLİBİT
*DAMAR TIKANMALARINDA
*ALT BACAK TOPLAR DAMAR PATLAMASI
*DİŞ ETİ İLTİHABINDA
*DİZ KREÇLENMESİNDE
*EKLEM AĞRILARINDA
*GÖZ DAMARLARININ ZAYIFLAMASINDA ve GÖZTANSİYONU
*GÖZ BEBEĞİNİN BOZULMASI
*HEMOROİD
*HORMON RAHATSIZLIĞI
*KALP RAHATSIZLIĞI
*KALP KAPAĞI İLTHABINDA
*KALP DAMAR İLTHABINDA
*KALP DAMAR TIKANIKLIĞINDA
*KAN PIHTILAŞMASINDA
*KAN OTURMASINDA
*KARA CİĞER YANGISI
*KIL DÖNMESİ
*KULAK ÇINLAMASI UĞULTUSU ÜZENGİ KEMİĞİ DEFORMASINDA
*LİF YIRTILMASINDA
*MANTAR HASTALIĞININ HEPSİNDE ve özellikle Tırnak mantarında
*MENEJİT HASTALIĞINDA
*OMURGA KEMİKLERİNİN DİSKLERİNDE
*SAFRA KESESİ İLTİHABINDA
*ŞEKER HASTALIĞI
*TESTİS ŞİŞMELERİNDE ve İLTHAPLANMASINDA
*YALAMA
*ZEHİRLİ GUATIR

Sterile edilmemiş sülük kullanırsam ne olur ?
Sterilize edilmeden, kişilerin bu sülükleri dikkatsizce kullanmaları bilinen ve bilinmeyen enfeksiyonlar kapma ihtimali açısından büyük risk taşımaktadır.
Bir hastada kullanılan sülükler, başka bir hastada da kullanılabilir mi?
Bu hastada kullanılan sülükler kesinlikle başka bir hastada kullanılmadan imha edilmelidir. Böylece kan yoluyla bulaşan hastalıkların geçişi engellenerek güvenli bir tedavi sağlanmaktadır. Sülükler ilk kullanımda ürettikleri salgıyı boşalttıklarından ikinci uygulamada aynı etkiyi gösteremezler. MODERN TIPTA KULLANIMI: Cerrahide kullanım: Modern tıpta postoperatif olarak Hirudo medicinalis uygulanmaktadır.
Sülüklerin medikal alandaki ilk kliniği yaklaşık 2500 yıl önce kurulmuştur… Mikro cerrahide ve plastik cerrahide Tedavi edilecek bölgede küçük bir ısırıkla işe koyulan bu küçük omurgasız hayvan kirli kanı emerek vücudun kan dolaşımını sağlar. Mikro cerrahide ve plastik cerrahide kullanımı yaygınlaşan bu hayvanlar özellikle mikro cerrahi uzmanlarınca “ MADEN “ olarak tasvir edilirler.
İngilizler Sülüğe: CANLI ECZANE adini takmışlardır…
Hirudo medicinalis venöz konjesyon için standart tedavi olarak kullanılmaktadır. Venöz konjesyon nedeni cerrahi olarak düzeltilemiyorsa Hirudo medicinalis geçici olarak perfüzyon seviyesini artırmak ve kanlı doku içinde fizyolojik gereklilik sağlamak için kullanılır.
Oral ve maksillofasiyal cerrahların sülük kullanımı konusunda bilgili olmaları gereklidir. Çünkü bunların hem travmatik hem de yeniden yapılan kitlelerin tedavisinde küçük ama çok önemli rolü vardır.Sülükler özellikle plastik cerrahiden sonra mikrosirkülasyonu düzelttiğinden yararlı etkileri vardır.(Hirudin ve Faktör Xa inh. İle).
Transluminal anjioplastiden (TA) sonra restenozu önleyecek yöntemler bulmak için yapılan deneyde, Hirudo medicinalis’ in sadece normal faraj uygulamaya göre restenozu oldukça azalttığı gözlenmiştir. TA den sonra intimada düz kas hücre hiperplazisini etkili bir şekilde engelleyerek etki gösterir.
Tedavi öncesi antibiyotik profilaksisi:
Antibiyotik profilaksisi uygulanmadığı sürece sülüklerin kullanıldığı hastaların % 20’ sinde Aeromonas’ tan (Aeromonas veronii biovar sobria) kaynaklanan enfeksiyonlar görülebilir. Sülüklerin endosimbiyotik bakterileri; Aeromonas hydrophila, Ochnobacter anthropi, mayalanmayan gram (-) oluşumlar, Acinetobacter lwotti ve Aeromonas sobria’ dır.
İzole edilmiş tüm bakterilere standart bir disk diffüzyon testi uygulanmış ve izolatların; siprofloksasin, sefotaksim, seftazidim, gentamisin ve TMP-SMX’ e hassas olduğu bulunmuştur. Sülükler Aeromonas ve diğer bakteri türlerinin taşıyıcıları olduğu için uygun antibiyotik profilaksisi sülük tedavisine ihtiyaç duyan hastalara uygulanmaktadır.
Halk arasında hipertansiyon, hematom, baş ağrısı gibi nedenlerle kullanılan Hirudo medicinalis’ in Plasmodium berghei’ yi bulaştırabildiği ve buradan hareketle de özellikle sıtmanın endemik ve epidemik olarak bulunduğu bölgelerde kullanılmasının enfeksiyonun yayılması açısından tehlikeli olabileceği saptanmıştır.
Etki mekanizmaları:
Hirudin, Hirudo medicinalis’ ten elde edilen kuvvetli bir trombin inhibitörüdür. Hirudin ve bazı hirudin benzerlerinin, tıpta sıkça kullanılan heparine oranla oldukça kuvvetli antikoagülan olarak belirli avantajlarının olduğu gösterilmiştir.
Fizikokimyasal ve klinik çalışmalarda hirudine olan yoğun talep nedeniyle çeşitli rekombinant sistemler, önemli miktarlarda biyolojik olarak aktif hirudin elde etmek için bakteri, mantar ve daha yüksek ökaryotlar kullanarak geliştirilmiştir. Hirudin trombin ile özel olarak etkileşimde bulunarak trombüs olşumunu engeller. Diagnostik amaçlar için, hirudin diğer antikoagülanlardan daha üstündür. Çünkü mineral, protein ve hücresel kan bileşenlerini minimal oranda değiştirir. Bu yüzden rekombine hirudin içeren kan örneği tüpü (UBT) geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Hirudo medicinalis tükrüğünden izole saratinin ,Von Willebrand Faktörü’ nün kollajene bağlanmasını önler. Antitrombotik terapötik potansiyeli olabilir.
Hirudo medicinalis tükrük salgısı kallikrein inhibitörü de içerir.
Bir Hirudo medicinalis’ in emdiği ortalama kan hacmi 2.45 ml dir. Sülüğün ayrılmasından sonra ilk 2 saatte 2.21 ve ilk 4 saatte 2.50 ml pasif kanama olur Sülük ısırığının 1.6 cm çaplı dairesel çevresinde yüzey perfüzyon artışı olur ve aynı alan bir süre sonra normal cilt rengine döner.
Devamı: http://www.perizade.com/profdr-suat-arusan-ve-suluk-tedavisi#ixzz1QfHA3CQl
Sülük tedavisi her derde deva mı ?
Çocukluğumda hamamlarda sülük vurunurlardı. Yani, birkaç santimetre uzunluğunda sülük dediğimiz hayvan vasıtasıyla şifa için kan aldırırlardı. Yenilere kadar da bunu iptidai bir metot olarak bilirdim. Halbuki şimdi, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp araştırmacılarının, sülüklerle yeniden araştırma yapmaya başladıklarını hayretle görüyoruz. Belirli şartlar altında bu hayvan, faydalı bir tedavi vasıtası kabul edilmektedir.
Doktorların tıbbî sülük dedikleri bizim küçük vampir, acaba nasıl kan emer? İnsanlar hangi cesaretle bu hayvana derilerini, damarlarını kestirip de kanlarını akıttırıyorlar?
Sülükler, tâ doğuştan modern kan alma metoduna sahiptir. Yani, Sani-i Hakîm, bu iş için onları hususi tanzim etmiş. Şimdi bir laboratuara gidip kan aldırmağa kalksanız; mutlaka carınız yanar. Amma bizim tıbbî sülük hiç acıtmaz. Cenab-ı Hak ona üç adet jilet keskinliğinde çene takmış O, bunlarla operasyon yapar.Sonra yaraya, uyuşturucu şırınga etmeyi de ihmal etmez! İşte bunun için kanını emeceği kimseyi acıtmaz. Acaba bizim sülük efendi, insanların sinir sistemine sahip olduklarını, bunları uyuşturunca acı çektirmeyeceğini hangi tıp fakültesinden öğrendi? Sonra kendi özel uyuşturucu maddesini hangi laboratuarda keşfetti?
Dahası var. Bizim sülük efendinin tıbbî mahareti bundan ibaret değil. İnsanların bir tarafı kesilse ve küçük bir yara açılsa, kan birkaç dakika sonra kendiliğinden kesilir. Bu da Cenab-ı Allah’ın hayatımızın devamı için kanımıza verdiği bir özelliktir. Aksi takdirde hastalık var demektir. Bizim sülük efendi, kestiği damara yanaştı mı, normal olarak şöyle bir yarım saat kadar kan emmelidir. Çünkü ancak bu zaman zarfında bir öğünlük gıdasını alabilir. Eh, bilim sülük efendi insan kanun en iyi tanıyanlardan birisidir! Nasıl olsa o, en az bir doktor kadar bilgili ve bir kimyager kadar maharetli!
Bunun için vücudunda salgı bezleri inşa etmiş. Bu minik laboratuarlarda, kanın pıhtılaşmasını önleyici birudun denilen maddeyi keşfedip imal etmeye başlamış. Uyuşturucunun yanı sıra, deriye bu maddeyi de şırınga eder Böylece kanın; sürekli akmasını sağlayarak istediği kadar içer. Önce, sarsılıp titreyerek emmeye başlar. 20 – 30 dakika sonra, bir öğünlük gıdasını oluşturan kanla şişmiş olarak deriden ayrılır. Ve yavaş yavaş sindirim işlemine başlar.
Hani insan, sülüğün kan emmek için sahip olduğu özel aletlerini, vücudunun hususi tanzimini ve tıbbî maharetlerini Cenab-ı Allah’a vermese, onu, mütehassıs bir doktor, eşsiz bir biyokimyacı kabul etmesi gerekiyor. Bilmem başka nasıl izah edeceğiz? Onu yaratan ancak Cenab-ı Hak’tır. Çünkü Rabbımız canlıları ve onların kanlarını, sinir sistemlerini en iyi bilen zat’tır. İşte bunun için sülüğü ona göre tanzim etmiştir: Sülüğün varlığı ve kan emmek için hususi tanzimi gösteriyor ki, sülüğü kim yaratmışsa, insanları da yaratan O’dur. Evet, bir sülüğün vücudumuzda açacağı yarayı uyuşturabilmesi, kanımızın akışını sağlayan humdun maddesini imal edebilmesi, yaratıcının birliğine bir ispattır. Vahdaniyete bir delildir.
Bakın, sülüğün vücudunda, Rabbımızın daha ne hikmetleri var.
Sülük, bir insan vücudundan 20 – 30 dakikada aldığı kanla, hayatını tânı altı ay kadar sürdürebilir. Bunu nasıl sağlar? Niçin bir emişte hu kadar çok kan alma istidadı verilmiş?
Tıbbî sülük, yaşadığı kendi tabiî sulak ortamında, insan kanına benzeyen bir besini kolay kolay bulamaz. Bu yüzden Sani-î Hakim olan Rabbımız, onun vücuduna, elde ettiği bir besinden en fazla faydalanabileceği bir sistem yerleştirmiştir. Şöyle ki : Bir öğünlük besinini emip ve depolarken vücudu, normal hacmine göre on kat şişebilmektedir. Emmeden sonra, önce kanın suyu ayrılır ve özel ceplerde depolanır. İş bununla da bitmez. Kanın çözüşmemesi gerekir.Bunun için de bağırsaklarında bulundurduğu özel bakterileri (Pseudomonas hirudinus) kullanır. İşte bu sistem sayesinde bir sülük, yalnız bir öğün yemeği ile hayatını altı ay kadar sürdürebilir. Hatta bu süre sonunda kendi vücut dokularını parçalayarak bir süre daha yaşayabilir.
Bu hayvan şimdi modern tıpta nerelerde 9kullanılıyor?
Sülük uygulamasının, ciddi doku zedeleme sinin verdiği rahatsızlıkları giderdiği görülüyor.Meselâ ameliyattan sonra yara izini taşıyan dokuyu iyileştirdiğini gösteren emareler var. Sülükler kan çekme aracı olarak da kullanılabilecek. Bilhassa kalp yetmezliği, ya da kalp krizi geçiren insanların tedavisi onların yeni kullanım sahalarıdır. Ayrıca son araştırmalar, vücuttan kopmuş organların dikilmesinde de onların işe yaradığını göstermiştir.
Sülüğün hiç acıtmadan, modern bir tarzda kan emebilme vasfı, bu şekilde hususi tanzimi bize mühim bir sünnete işaret etmektedir : Kan aldırmak. Hazret-i Peygamber hacamat âleti vurmakla kan aldırmıştır. Bir hadîste şöyle duyuruluyor :
Şifa üç şeye münhasırdır : Bal şerbeti içmek hacamat âleti vurmak, ateşle dağlamak. Fakat ümmetimi (başka çare kalmadıkça) ateşle dağlamaktan men ederim (Sahîh-i Buhari; 12. cilt, sayfa 79).
Mademki iki cihan serveri, Hz. Peygamber(S.), kan aldırmak şifa demiştir, o mutlaka şifadır. Çünkü O’nu konuşturan Rabbimizdir. O kendi hevasından, nefsinden konuşmaz. Sünnetinde, emir ve tavsiyelerinde, hem bu hayatımız için, hem de öldükten sonraki ebedî hayatımız için derin hikmetler, azim faydalar vardır.
Şimdi tıp ilmine bakalım. Kan aldırmak gerçekten insan sağlığı için faydalı mı?
Kan aldırılınca, anormal derecede koyu kanı bulunan hastaların beyinlerinden geçen kan akışı hızlanabilmektedir. Bu keşif, Londra Milli Hastahanesinde ve Kopenhag Kraliyet hastahanesindeki araştırmalarda bulunmuştur.
Kanın emilin incelmesi, kandaki alyuvar yoğurduğunu azaltır. Böylece kalp, beyne daha rahat pompalama yapar. Kan emilince, kandakiıoksijen taşıyıcı madde olan hemoglobin seviyesi de düşer. Bu yüzden kan, beyine yeterli oksijeni taşıyabilmesi için daha hızlı akmaya başlar.
Ayrıca araştırmacılar, kan akışının artmasıyla insanın ataklığının fark edilir derecede arttığını ispatlamışlardır.
Koyu kandan dolayı kalp krizi ve kalp yetmezliği tehlikesi altında bulunan insanlarda kan aldırmanın koruyucu bir rol oynayabileceği de tahmin edilmektedir. Bu tahmin, İngiltere ve Danimarka’da yapılan son araştırmalarca desteklenmektedir.
Şimdi düşünelim : 1400 sene evvel yaşamış ümmî bir insan, kan aldırmanın bunca faydasını nasıl bildi? 1400 sene evvel, şimdiki zamana kıyasla, cehaletin kol gezdiği bir devirde, bir insanın çıkıp ta başını yardırıp kan aldırması kolay anlaşılacak bir iş değildir. Böyle derin tıpâ ilgisi isteyen bir işi, O Zat’ın, kendinden emin olarak yapması ve etrafına da inandırması, O’nun peygamberliğine aşikâr bir delildir.
H.Hüseyin Korkmaz/
kalbinsesi.com




























