Şiir Ölmez ki, Şair Ölsün…!
Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA
Beni düşün bir kavganın içinde
Helal bir ekmeğin peşinde
Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin
Can çekişen o son parçasını da, sana sakladığımı bil
Bil ki haykırırcasına bu esir gövdemi yakarcasına
Kavuşmak için o serin bağrına
Ateşten bir yol arıyorum
Ateşten bir yol aramak, ateş üstünde yürümeye gönül bağlamak hangi duygu dağından kopup gelen bir volkanın arayışıdır. Helal bir ekmeği arayanın ve de bulanın aldığı sevabın ya da verdiği emek mücadelesinin adına ne dendiği insan ekseninde bakıldığında ne kadar az mühim görünmekte. Yüreğinden bir parçayı kurtarabilmenin adının Yaşamak hem de inadına Yaşamak olmadığına kim beni inandırabilir.
asso Necdet’i o tanıttı, o çekti sahnenin orta yerine. Bir yandan külhanbeyi bir acayip adamı tarif ederken öte yandan hayatın en can alıcı noktasına protest bir tekme sallamaktan geri durmadığını gördük.
Gene bir gün böyle yan yan
Hava basarak bir yandan
Karakolun sokağından
Pat tirina nirinomda
Pataküte de nirinom
Şiir ölmedikçe, Şair yaşıyordur.
Her kesime hitap ediyordu. Herkesin şairiydi. Kendisinin şahsına herhangi bir sevgi beslemeyenler bile eserlerine içten içe bir hayranlıkla bağlı, Ahmet Kaya’dan dinlemeye ise âşıktılar.
Biz üç kişiydik;
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara,
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek...
Herkesin bir Nazlıcan’ı, bir Bedirhan’ı ve Suphi’si vardı. Kimimizin Nazlıcan’ı bir köylü güzeli, kimimizinki bir gerilla, kimimizinki başıörtülü bir üniversite öğrencisiydi. Bedirhanlarımız farklı, Suphilerimiz farklıydı. Ama hepsi aynı güneşe doğru yürüyor, çoğu kez karanlıkta karşılaşıyor bir birlerine bir diğerini soruyor bazen de omuzları bir birine değiyordu. Ama en sonunda üçü de birer intihar çiçeğiydiler.
Ah ulan Rıza... ben şimdi,
Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! ..
Dediğini yaptı şiiri öksüz bıraktı. Çok sevdiği Ahmet’inin yanına gitti. Uğurlar ola Koca Yusuf. Sen de Ahmet gibi ansızın çekip gittin. Demek ki, böyle terk edermiş duygu insanları. Gittiniz biriniz şarkıları, biriniz de şiirlerimizi öksüz bıraktınız. Sizi çok sevmiştik oysa…